Kelebeğin Umudu (6.Bölüm)

????????????????????????????????????????6 Evdeki Yabancı????????????????????????????????????
Zehra
O an durdu. Hafif bana dönüp göz ucuyla bi bakış attı.
"Merak etme sen uyanmadan gelirim."
Dedi son kez dönüp bi bakış attı. Sonrada kapıyı çekip gitti.
Hava bugün bozuktu. Rüzgarın uğultusu içimi ürpertiyordu.
Korkumdan yorganı başıma çekmiştim.
Ne vicdansız adamdı. Bi ihtiyacım olsa ben yerimden nasıl kalkacaktım?
Günlerce gelmese bu yatakta çivilenmiş gibi duracaktım.
Kalbimin sıkıştığı, nefes alamadığım zamanlar İnşirah Suresini okurdum.
Şimdide öyle yapıyordum. Okudukça kendimi daha iyi hissetmeye başlamıştım.
"Allahım sen kalbime genişlik ver. Beni korkularımdan emin kıl."
En iyisi uyumaya çalışmalıydım. En azında dışarıdan gelen sesleri duymazdım.
İçimden sürekli İnşirah Suresini okuyup uykuya daldım.
Bir ara evde sesler duyunca hemen uyandım. Sanırım evde tek değildim.
Umut geldi mi yoksa? Gelseydi benim yanıma uğrardı.
İyice korkmaya başlamıştım. Yataktan doğruldum ama ayaklarımı hareket ettiremiyordum.
Tek başıma yataktan kalkmam imkansızdı.
Sonra biri odanın kapısına vurdu. Oh o zaman bu Umuttur.
"Gelebilirsin."
Kapı yavaşça açıldı. O an yabancı bi erkek görünce çığlık attım.
"Korkma Zehra korkma."
"Sen kimsin? Adımı nerden biliyorsun?"
"Ben Umut un kuzeniyim. Adım Buğra. Beni Umut gönderdi."
Bi oh çektim. En azından tanıdıktı.
"Yoksa Gül teyzemin oğlu musun?"
Karşımda ki koltuğa oturdu. Benim tedirgin bakışlarımı farketmişti.
"Evet. Annem senden bahsetmişti. Ben her şeyi biliyorum rahat olabilirsin."
Bu çocuk nasıl Umut un kuzeni olurdu. Onun aksine terbiyeli düzgün bi çocuğa benziyordu. Konuşurken gözünü gözümden sakınıyordu.
"Umut bu gece gelmeyecek. Bir ihtiyacın olursa ben yan odadayım.
Sabahta şoförün eşi Fatma abla gelecek."
Umut beni hiç böyle düşünmemişti. Her defasında çaresizce bırakıp gidiyordu.
"Müsait misiniz Zehra hanım."
Sanırım bu Fatma ablaydı. Odanın önünde bekliyordu.
"Müsaitim gelebilirsiniz."
Ben daha yaşlı birini beklerken çok genç bi ablayla karşılaşmıştım.
"Zehra hanım ben Fatma. Buğra beyin yanında çalışıyorum."
"Öncelikle sadece Zehra de bana Fatma abla. Buğra nın evi neresi."
Ona abla demem mutlu etmişti.
"Burası. Yani önceden Umut beyle birlikte burada kalıyorlardı.
Umut beyin okulu bitince o gitti."
Demekki bu evde Buğra da bizimle yaşayacaktı.
Fatma abla benim sandalyeme oturmama yardım etti.
Çok mükemmel bi kahvaltı sofrası hazırlamıştı.
"Bu kadar şey benim için mi Fatma abla."
"Buğra bey birazdan gelir."
Oda zaten merdivenlerden iniyordu.
"Hayırlı sabahlar Zehra."
Nasılda Gül teyzeme benziyordu.
"Hayırlı sabahlar."
"Zehra kahvaltıdan sonra hastaneye seni ben götüreceğim.
Umut ta yetişmeye çalışacakmış."
O sırada Umut içeri girmişti.
"O kuzen özlemişim seni."
Umut Buğra ya sarılmıştı. Ama Buğra kendini biraz geri çekmişti.
Bu detay gözümden kaçmamıştı.
"Nerdesin Umut geldim ortalıkta yoksun."
Umut bana baktı sonra Buğra ya dönüp.
"Anlatırım sonra sana. Ben uyumaya gidiyorum.
Sen Zehra yı hastaneye götürürsün."
Umut bu alıştım artık ona. İlk fırsatta beni başından hemen atıveriyordu.
Fatma abla hazırlanmam için odama çıkardı.
Elbisemi değiştirdikten sonra aşağıya indim.
Buğra arabada bekliyordu. Fatma ablanın yardımıyla arabaya bindim.
"İyileşeceğine inanıyorsun değil mi?Seni en iyi doktorlara göstereceğiz.
Siz gelene kadar ben çok araştırma yaptım."
Benim için ne kadar uğraşmıştı. Keşke Buğra daha önceden karşıma çıksaydı.
Şimdi sahtede olsa evliydim.
'O yüzden Zehra kendine gel. Sonuçta Buğra sana haram.'
"Teşekkür ederim sana bilmeden zahmet vermişim."
"O nasıl söz duymamış olayım. Hem ben uğraşmasam annem başımın etini yerdi."
Tebessüm ederek karşılık vermiştim.
"Buğra ben bişe sormak istiyorum ama bilemedim."
"Sorabilirsin Zehra."
Konuşurken bile hep ciddi bir ses tonu vardı.
"Umut la aranız pek iyi değil galiba."
"Evet biraz."
Benim gözümden kaçmamıştı.
Aralarında ne vardı acaba? Sorsam mı? Sormasam mı?
"Sorma Zehra."
"Hı sen nerden duydun?"
"Sesli düşünüyor olabilir misin?"
Ah Zehra ne meraklısın. Bir kerede sus.
Soru sorma. İçimden kendime kızıyordum.
"Şeyyy olabilir. Ama çok merak ettim."
"Belki başka bi zaman anlatırım. Şimdi sorma Zehra."
Öğrenmezsem meraktan ölürüm.
Çünkü düşündüğümden daha büyük bir şey vardı.
Hastaneye gelince doktor muayene etmişti.
Doktor yabancı dil konuştuğu için pek anlamıyordum.
Buğra maşallah Türkçe gibi o dili konuşuyordu.
Buğra doktorun yanından ayrıldı. Yanıma geldi.
"Hadi Zehra gidebiliriz."
"Doktor ne dedi."
"Arabada anlatırım."
Arabaya geçince konuşmaya başladık.
"Merak etme doktor çok umutlu. Allah ın izniyle ayağa kalkabileceksin."
O kadar konuştular bu kadarcık şey mi söylemişti.
"Siz o kadar zaman bu kadar mı konuştunuz."
Dediğimle gülmeye başlamıştı.
"Yok ameliyatını konuştuk. Haftaya ilk ameliyatını olacaksın.
Ben konuştuklarımızı sana özetliyorum. O yüzden sana kısa geldi."
Ama hala bıyık altından gülüyordu.
"Ama neden hala gülüyorsun."
"Annem demişti bana senin böyle olduğunu."
Ben nasılmışım ki? Gülecek ne vardı?
"Yanlış anlama annem biraz meraklı ve çok saf yani temiz bi kalbin olduğunu söylemişti."
"Yani meraklı olduğum doğru."
O sırada evin önüne gelmiştik. Buğra arabayı durdurmuştu. Yüzüme bakıp;
"Bence güzel bi kalbin olduğuda doğru."
Dediğiyle utanıp başımı öne eğmiştim.
"Senin gibi bi kızı Umut hiç haketmiyor."
Öne eğik olan başımı aniden kaldırmıştım.
Buğra nın yüzüne öylece bakakalmıştım.
İyiki yanımdasın
Zehra
Günlerdir hastaneye gidip geliyorduk. Yarın sabah erkenden ameliyatım vardı.
İyileşme olasılığım yüksekti. Ama korkuyordum.
Yanımda annem olsaydı bi dayanağım olurdu.
"Zehra canım hadi gel bir şeyler ye. Saat 12 den sonra yemek yemen yasak."
İştahım yoktu. Hatta korkudan midem bulanıyordu.
"Fatma abla canım hiç bir şey istemiyor."
Çok ısrar etmesine rağmen odadan çıkmak istemedim.
Umut
Akşam yemeği saati gelince odadan çıktım.
Masada servis yapılmasını bekliyordum. Buğra da masadaydı.
Ama Zehra hala aşağı inmemişti.
Fatma hanım gelince Buğra Zehra yı sordu.
"Zehra yemeğe neden gelmedi."
Nedense üzgün duruyordu. Kısa zamanda Zehra onunla yakınlaşmıştı.
Hatta ona Fatma abla diyordu.
"Buğra bey, ben onunla biraz konuştum. Yarın ameliyat olacağı için sanırım korkuyor.
Güçlü olması için yemek yemesi lazım."
Demek ameliyat olmaktan korkuyordu. Bugün onun yanında olmalıydım.
O benim yüzümden bu haldeydi.
"Fatma hanım Zehra için yemek hazırlayın. Ben yemesi için ikna ederim."
Buğra benden önce davranmıştı. Bu aralar Zehra nın etrafında çok dolanıyordu.
Tamam ilgilen dedim ama Zehra ya benden çok ilgi gösteriyordu.
"Sen dur ben çıkarım odaya."
Yüzüme çok garip baktı. Ne var aramızda bi şey olmasada ben onunla evliydim.
"Senin başka işlerin vardır kardeşim. Sen işine bak. Zehrayla ben ilgilenirim."
İyici tepemin tası atmıştı. Bu dediğiyle neredeyse Zehra ya ilgisi olduğunu düşünecektim.
"Zehra dan başka önemli bi işim yok. Karımla ben ilgilenirim Buğra."
Ben ona karım demiştim. İlk defa sahiplenmiştim. Ama neden?
Buğra nın ilgisine de kızmıştım. Yoksa kıskandım mı? Yok yok bu olamaz.
Tepsiyi alıp yukarı çıktım. Zehra koltukta oturmuştu. Dışarıyı izliyordu.
"Burada yemeğini yemeyen küçük bi kelebek varmış."
Tüh azımdan kaçırdım. İnşallah anlamaz.
"Sen kelebek mi dedin? Annem bana kelebeğim der sen nerden biliyorsun bunu?"
Hah aferin Umut söyle hadi nereden bildiğini...
"Şey annen sana diyince duymuştum."
Şöyle bi göz devirdi. Sanırım şuan düşünüyordu.
"Ben pek hatırlayamadım ama doğrudur."
Bilse günlüğünün bende olduğunu, beni mahvederdi.
"Boş ver şimdi onu. Neden yine cadılık yapıyorsun.
Hadi bakalım bu yemekler yenecek."
Gerçekten kafası dalgındı. Yoksa şimdi cadı dedim diye beni topa tutardı.
"Yemek istemiyorum."
Belli ki biraz uğraşmam lazımdı.
"Yemezsen yarın hastaneye gitmiyoruz. Ameliyatı erteletirim."
"Yok sakın yapma. Ben bir an önce düzelmek istiyorum."
"O zaman yemek yiyeceksiniz küçük hanım."
"Tamam tamam yerim."
Sonunda ikna etmiştim.
Demek ki başkasına muhtaç olarak yaşamak zoruna gidiyordu.
Yemeği bitince Fatma abla tepsiyi götürmüştü.
"Umut bana yardım eder misin? Namazımı kılmak istiyorum."
Bu halde bile namaz kılmayı ihmal etmiyordu. Aynı annem gibiydi.
Her şeyi ona benziyordu. Küçükken anneme çok özenirdim.
Onun gibi eşim olmasını isterdim.
Namazı kıldıktan sonra tekrar koltuğa oturmasına yardım ettim.
"Biliyor musun içim şimdi daha rahat. Namaz kılınca kendimi daha güvende hissettim."
Annemde böyle söylerdi. Ama hiç bi zaman onun istediği gibi evlat olamadım.
"Yatağına yatırmamı ister misin?"
O sıra telefonum çalmıştı. Telefon sehpanın üzerindeydi.
Seda arıyordu. Zehra göz ucuyla telefona bakmıştı.
"O kız değil mi?"
"Hangi kız Zehra. Kimi kastediyorsun."
Telefonu meşgule atmıştım.
Biliyo mu yoksa? Nerden bilecek ki yoksa Buğra mı söyledi. Eğer o söylediyse....
"Evlendiğimiz ilk gün sizi camda gördüm.
Buraya gelince de beni tek bırakıp ona gitmiştin."
Her şeyden haberi vardı. Bunca zaman bilmiyormuş gibi davrandı.
"Telefonu açmayacak mısın?"
Ayağa kalkıp telefonu açtım.
"Efendim."
"Aşkım ne zaman geleceksin."
"Belli değil."
"Yaaa ama beni bekletme."
"Tamam haber vericem sana."
Daha fazla lafı uzatmadım. Yüzüne kapattım.
"Seni çağırıyor değil mi? Gidecek misin?"
Gözlerimin içine ilk defa böyle bakıyordu. Gözleri sanki gitme kal diyordu.
"Yok bu gece burdayım. Yarın ameliyatın var yanında olmak istiyorum."
Zehra
Yanımda kalacağını duyunca içim rahatlamıştı.
Sonuçta burada en yakınım oydu. Yanımda kimsem olmadığı için korkuyordum.
Ama Umut un yanımda olması bana cesaret vermişti.
"Umut bana acıyor musun?"
Böyle bi soru beklemiyordu. Başını iki elinin arasına aldı. Biraz düşündü.
"Acımak değil Zehra. Pişmanım hemde çok."
Ellerini başından kaldırıp, ayağa kalktı. Dizlerimin önüne çöktü.
"Ben her gece rüyamda o kazayı görüyorum. Vicdanım beni rahat bırakmıyor.
Affet beni Zehra. Sen iyileşene kadar ben kendimi affedemeyeceğim."
Daha önce bu kadar samimi olarak görmemiştim. Sözleri çok inandırıcıydı.
"Ben seni çoktan affettim. Hem bu bizim kaderimizde varmış.
Allah derdi sevdiği kullarına verir. Onları bu dertlerle imtihan eder."
"Ben o imtihanı geçemedim değil mi?"
"Bence hala bi şansın var. Hayatını değiştirip tövbe edebilirsin."
Emine annem benden onu değiştirmemi istiyordu.
Yapabilir miyim bilmiyorum ama küçükte olsa o ışığı gözlerinde görmüştüm.
"Artık benden geçti Zehra. Annem için yapıyorsun biliyorum."
Ne kadar yok desende ben vazgeçmeyecektim.
Umut
Kapı çalındı içeriye Buğra girdi
"Zehra nasılsın?"
"İyiyim gördüğün gibi. Uyamamışsın."
"Seni merak ettim o yüzden."
Onları dinlerken Buğra ya sinir oluyordum. Zaten karakterlerimiz bile zıttı.
Annemin hayalindeki gibi bi evlattı.
Yani Zehra ancak onun gibi birinden hoşlanırdı.
Yoksa Zehra ondan etkilendi mi? Ama konuşurken gözlerini ondan kaçırıyordu.
Gerçi benimle de aynıydı.
"Uykun gelmedi mi Zehra. Dinlenmen lazım."
"Sen çıkarsan kuzen uyuyacak."
Dediğimle Buğra çok keskin bi bakış attı.
"Tamam kuzen çıkıyorum. İyi geceler Zehra."
Hala Zehra Zehra... Çık artık kardeşim ya.
"İyi geceler."
Gitti sonunda. Zehranın ağzını bi aramalıydım.
"Buğra da çok düşünceli."
"Evet öyle."
Ee çok konuşan kıza ne oldu.
"Yani senide hastaneye falan götürdü."
"Ne sormak istiyorsun Umut?"
Bu kız benim aklımı okuyordu. Güya ağzını arayacaktım. Hemen anladı.
"Kuzenimle aranız iyi galiba."
Güldü mü sanki? Ne anladı ki?
"Sonuçta dinimizde helalin olmayan erkekle ne kadar iyi olabilirsin.
Sadece bana yardım ettiği için ona minnettarım."
"Ohh iyiymiş. Yani aranız iyiymiş."
Bak yine güldü. Yok yok kesin yanlış anladı. Ah Umut eline yüzüne bulaştırdın.
"Ben artık uyusam."
Yatağına yatırdım. Battaniye alıp bende koltuğa uzandım. Bir süre sessizlik oldu.
"Bu gece yanımda olduğun için teşekkür ederim."
Cevap vermedim. Uyumuş gibi yaptım.
"Umut uyudun mu?"
"Uyudun galiba. Duymasan da iyi ki yanımdasın."
Merak etme duydum. Sen nedense artık benim için önemliydin.
Zehra uyuyunca benimde uykum gelmişti. Yarın erken kalkacaktık.
Nede olsa yarın önemli bi gündü..
Müəllif: Buket Emlik
Zehra
O an durdu. Hafif bana dönüp göz ucuyla bi bakış attı.
"Merak etme sen uyanmadan gelirim."
Dedi son kez dönüp bi bakış attı. Sonrada kapıyı çekip gitti.
Hava bugün bozuktu. Rüzgarın uğultusu içimi ürpertiyordu.
Korkumdan yorganı başıma çekmiştim.
Ne vicdansız adamdı. Bi ihtiyacım olsa ben yerimden nasıl kalkacaktım?
Günlerce gelmese bu yatakta çivilenmiş gibi duracaktım.
Kalbimin sıkıştığı, nefes alamadığım zamanlar İnşirah Suresini okurdum.
Şimdide öyle yapıyordum. Okudukça kendimi daha iyi hissetmeye başlamıştım.
"Allahım sen kalbime genişlik ver. Beni korkularımdan emin kıl."
En iyisi uyumaya çalışmalıydım. En azında dışarıdan gelen sesleri duymazdım.
İçimden sürekli İnşirah Suresini okuyup uykuya daldım.
Bir ara evde sesler duyunca hemen uyandım. Sanırım evde tek değildim.
Umut geldi mi yoksa? Gelseydi benim yanıma uğrardı.
İyice korkmaya başlamıştım. Yataktan doğruldum ama ayaklarımı hareket ettiremiyordum.
Tek başıma yataktan kalkmam imkansızdı.
Sonra biri odanın kapısına vurdu. Oh o zaman bu Umuttur.
"Gelebilirsin."
Kapı yavaşça açıldı. O an yabancı bi erkek görünce çığlık attım.
"Korkma Zehra korkma."
"Sen kimsin? Adımı nerden biliyorsun?"
"Ben Umut un kuzeniyim. Adım Buğra. Beni Umut gönderdi."
Bi oh çektim. En azından tanıdıktı.
"Yoksa Gül teyzemin oğlu musun?"
Karşımda ki koltuğa oturdu. Benim tedirgin bakışlarımı farketmişti.
"Evet. Annem senden bahsetmişti. Ben her şeyi biliyorum rahat olabilirsin."
Bu çocuk nasıl Umut un kuzeni olurdu. Onun aksine terbiyeli düzgün bi çocuğa benziyordu. Konuşurken gözünü gözümden sakınıyordu.
"Umut bu gece gelmeyecek. Bir ihtiyacın olursa ben yan odadayım.
Sabahta şoförün eşi Fatma abla gelecek."
Umut beni hiç böyle düşünmemişti. Her defasında çaresizce bırakıp gidiyordu.
"Müsait misiniz Zehra hanım."
Sanırım bu Fatma ablaydı. Odanın önünde bekliyordu.
"Müsaitim gelebilirsiniz."
Ben daha yaşlı birini beklerken çok genç bi ablayla karşılaşmıştım.
"Zehra hanım ben Fatma. Buğra beyin yanında çalışıyorum."
"Öncelikle sadece Zehra de bana Fatma abla. Buğra nın evi neresi."
Ona abla demem mutlu etmişti.
"Burası. Yani önceden Umut beyle birlikte burada kalıyorlardı.
Umut beyin okulu bitince o gitti."
Demekki bu evde Buğra da bizimle yaşayacaktı.
Fatma abla benim sandalyeme oturmama yardım etti.
Çok mükemmel bi kahvaltı sofrası hazırlamıştı.
"Bu kadar şey benim için mi Fatma abla."
"Buğra bey birazdan gelir."
Oda zaten merdivenlerden iniyordu.
"Hayırlı sabahlar Zehra."
Nasılda Gül teyzeme benziyordu.
"Hayırlı sabahlar."
"Zehra kahvaltıdan sonra hastaneye seni ben götüreceğim.
Umut ta yetişmeye çalışacakmış."
O sırada Umut içeri girmişti.
"O kuzen özlemişim seni."
Umut Buğra ya sarılmıştı. Ama Buğra kendini biraz geri çekmişti.
Bu detay gözümden kaçmamıştı.
"Nerdesin Umut geldim ortalıkta yoksun."
Umut bana baktı sonra Buğra ya dönüp.
"Anlatırım sonra sana. Ben uyumaya gidiyorum.
Sen Zehra yı hastaneye götürürsün."
Umut bu alıştım artık ona. İlk fırsatta beni başından hemen atıveriyordu.
Fatma abla hazırlanmam için odama çıkardı.
Elbisemi değiştirdikten sonra aşağıya indim.
Buğra arabada bekliyordu. Fatma ablanın yardımıyla arabaya bindim.
"İyileşeceğine inanıyorsun değil mi?Seni en iyi doktorlara göstereceğiz.
Siz gelene kadar ben çok araştırma yaptım."
Benim için ne kadar uğraşmıştı. Keşke Buğra daha önceden karşıma çıksaydı.
Şimdi sahtede olsa evliydim.
'O yüzden Zehra kendine gel. Sonuçta Buğra sana haram.'
"Teşekkür ederim sana bilmeden zahmet vermişim."
"O nasıl söz duymamış olayım. Hem ben uğraşmasam annem başımın etini yerdi."
Tebessüm ederek karşılık vermiştim.
"Buğra ben bişe sormak istiyorum ama bilemedim."
"Sorabilirsin Zehra."
Konuşurken bile hep ciddi bir ses tonu vardı.
"Umut la aranız pek iyi değil galiba."
"Evet biraz."
Benim gözümden kaçmamıştı.
Aralarında ne vardı acaba? Sorsam mı? Sormasam mı?
"Sorma Zehra."
"Hı sen nerden duydun?"
"Sesli düşünüyor olabilir misin?"
Ah Zehra ne meraklısın. Bir kerede sus.
Soru sorma. İçimden kendime kızıyordum.
"Şeyyy olabilir. Ama çok merak ettim."
"Belki başka bi zaman anlatırım. Şimdi sorma Zehra."
Öğrenmezsem meraktan ölürüm.
Çünkü düşündüğümden daha büyük bir şey vardı.
Hastaneye gelince doktor muayene etmişti.
Doktor yabancı dil konuştuğu için pek anlamıyordum.
Buğra maşallah Türkçe gibi o dili konuşuyordu.
Buğra doktorun yanından ayrıldı. Yanıma geldi.
"Hadi Zehra gidebiliriz."
"Doktor ne dedi."
"Arabada anlatırım."
Arabaya geçince konuşmaya başladık.
"Merak etme doktor çok umutlu. Allah ın izniyle ayağa kalkabileceksin."
O kadar konuştular bu kadarcık şey mi söylemişti.
"Siz o kadar zaman bu kadar mı konuştunuz."
Dediğimle gülmeye başlamıştı.
"Yok ameliyatını konuştuk. Haftaya ilk ameliyatını olacaksın.
Ben konuştuklarımızı sana özetliyorum. O yüzden sana kısa geldi."
Ama hala bıyık altından gülüyordu.
"Ama neden hala gülüyorsun."
"Annem demişti bana senin böyle olduğunu."
Ben nasılmışım ki? Gülecek ne vardı?
"Yanlış anlama annem biraz meraklı ve çok saf yani temiz bi kalbin olduğunu söylemişti."
"Yani meraklı olduğum doğru."
O sırada evin önüne gelmiştik. Buğra arabayı durdurmuştu. Yüzüme bakıp;
"Bence güzel bi kalbin olduğuda doğru."
Dediğiyle utanıp başımı öne eğmiştim.
"Senin gibi bi kızı Umut hiç haketmiyor."
Öne eğik olan başımı aniden kaldırmıştım.
Buğra nın yüzüne öylece bakakalmıştım.
İyiki yanımdasın
Zehra
Günlerdir hastaneye gidip geliyorduk. Yarın sabah erkenden ameliyatım vardı.
İyileşme olasılığım yüksekti. Ama korkuyordum.
Yanımda annem olsaydı bi dayanağım olurdu.
"Zehra canım hadi gel bir şeyler ye. Saat 12 den sonra yemek yemen yasak."
İştahım yoktu. Hatta korkudan midem bulanıyordu.
"Fatma abla canım hiç bir şey istemiyor."
Çok ısrar etmesine rağmen odadan çıkmak istemedim.
Umut
Akşam yemeği saati gelince odadan çıktım.
Masada servis yapılmasını bekliyordum. Buğra da masadaydı.
Ama Zehra hala aşağı inmemişti.
Fatma hanım gelince Buğra Zehra yı sordu.
"Zehra yemeğe neden gelmedi."
Nedense üzgün duruyordu. Kısa zamanda Zehra onunla yakınlaşmıştı.
Hatta ona Fatma abla diyordu.
"Buğra bey, ben onunla biraz konuştum. Yarın ameliyat olacağı için sanırım korkuyor.
Güçlü olması için yemek yemesi lazım."
Demek ameliyat olmaktan korkuyordu. Bugün onun yanında olmalıydım.
O benim yüzümden bu haldeydi.
"Fatma hanım Zehra için yemek hazırlayın. Ben yemesi için ikna ederim."
Buğra benden önce davranmıştı. Bu aralar Zehra nın etrafında çok dolanıyordu.
Tamam ilgilen dedim ama Zehra ya benden çok ilgi gösteriyordu.
"Sen dur ben çıkarım odaya."
Yüzüme çok garip baktı. Ne var aramızda bi şey olmasada ben onunla evliydim.
"Senin başka işlerin vardır kardeşim. Sen işine bak. Zehrayla ben ilgilenirim."
İyici tepemin tası atmıştı. Bu dediğiyle neredeyse Zehra ya ilgisi olduğunu düşünecektim.
"Zehra dan başka önemli bi işim yok. Karımla ben ilgilenirim Buğra."
Ben ona karım demiştim. İlk defa sahiplenmiştim. Ama neden?
Buğra nın ilgisine de kızmıştım. Yoksa kıskandım mı? Yok yok bu olamaz.
Tepsiyi alıp yukarı çıktım. Zehra koltukta oturmuştu. Dışarıyı izliyordu.
"Burada yemeğini yemeyen küçük bi kelebek varmış."
Tüh azımdan kaçırdım. İnşallah anlamaz.
"Sen kelebek mi dedin? Annem bana kelebeğim der sen nerden biliyorsun bunu?"
Hah aferin Umut söyle hadi nereden bildiğini...
"Şey annen sana diyince duymuştum."
Şöyle bi göz devirdi. Sanırım şuan düşünüyordu.
"Ben pek hatırlayamadım ama doğrudur."
Bilse günlüğünün bende olduğunu, beni mahvederdi.
"Boş ver şimdi onu. Neden yine cadılık yapıyorsun.
Hadi bakalım bu yemekler yenecek."
Gerçekten kafası dalgındı. Yoksa şimdi cadı dedim diye beni topa tutardı.
"Yemek istemiyorum."
Belli ki biraz uğraşmam lazımdı.
"Yemezsen yarın hastaneye gitmiyoruz. Ameliyatı erteletirim."
"Yok sakın yapma. Ben bir an önce düzelmek istiyorum."
"O zaman yemek yiyeceksiniz küçük hanım."
"Tamam tamam yerim."
Sonunda ikna etmiştim.
Demek ki başkasına muhtaç olarak yaşamak zoruna gidiyordu.
Yemeği bitince Fatma abla tepsiyi götürmüştü.
"Umut bana yardım eder misin? Namazımı kılmak istiyorum."
Bu halde bile namaz kılmayı ihmal etmiyordu. Aynı annem gibiydi.
Her şeyi ona benziyordu. Küçükken anneme çok özenirdim.
Onun gibi eşim olmasını isterdim.
Namazı kıldıktan sonra tekrar koltuğa oturmasına yardım ettim.
"Biliyor musun içim şimdi daha rahat. Namaz kılınca kendimi daha güvende hissettim."
Annemde böyle söylerdi. Ama hiç bi zaman onun istediği gibi evlat olamadım.
"Yatağına yatırmamı ister misin?"
O sıra telefonum çalmıştı. Telefon sehpanın üzerindeydi.
Seda arıyordu. Zehra göz ucuyla telefona bakmıştı.
"O kız değil mi?"
"Hangi kız Zehra. Kimi kastediyorsun."
Telefonu meşgule atmıştım.
Biliyo mu yoksa? Nerden bilecek ki yoksa Buğra mı söyledi. Eğer o söylediyse....
"Evlendiğimiz ilk gün sizi camda gördüm.
Buraya gelince de beni tek bırakıp ona gitmiştin."
Her şeyden haberi vardı. Bunca zaman bilmiyormuş gibi davrandı.
"Telefonu açmayacak mısın?"
Ayağa kalkıp telefonu açtım.
"Efendim."
"Aşkım ne zaman geleceksin."
"Belli değil."
"Yaaa ama beni bekletme."
"Tamam haber vericem sana."
Daha fazla lafı uzatmadım. Yüzüne kapattım.
"Seni çağırıyor değil mi? Gidecek misin?"
Gözlerimin içine ilk defa böyle bakıyordu. Gözleri sanki gitme kal diyordu.
"Yok bu gece burdayım. Yarın ameliyatın var yanında olmak istiyorum."
Zehra
Yanımda kalacağını duyunca içim rahatlamıştı.
Sonuçta burada en yakınım oydu. Yanımda kimsem olmadığı için korkuyordum.
Ama Umut un yanımda olması bana cesaret vermişti.
"Umut bana acıyor musun?"
Böyle bi soru beklemiyordu. Başını iki elinin arasına aldı. Biraz düşündü.
"Acımak değil Zehra. Pişmanım hemde çok."
Ellerini başından kaldırıp, ayağa kalktı. Dizlerimin önüne çöktü.
"Ben her gece rüyamda o kazayı görüyorum. Vicdanım beni rahat bırakmıyor.
Affet beni Zehra. Sen iyileşene kadar ben kendimi affedemeyeceğim."
Daha önce bu kadar samimi olarak görmemiştim. Sözleri çok inandırıcıydı.
"Ben seni çoktan affettim. Hem bu bizim kaderimizde varmış.
Allah derdi sevdiği kullarına verir. Onları bu dertlerle imtihan eder."
"Ben o imtihanı geçemedim değil mi?"
"Bence hala bi şansın var. Hayatını değiştirip tövbe edebilirsin."
Emine annem benden onu değiştirmemi istiyordu.
Yapabilir miyim bilmiyorum ama küçükte olsa o ışığı gözlerinde görmüştüm.
"Artık benden geçti Zehra. Annem için yapıyorsun biliyorum."
Ne kadar yok desende ben vazgeçmeyecektim.
Umut
Kapı çalındı içeriye Buğra girdi
"Zehra nasılsın?"
"İyiyim gördüğün gibi. Uyamamışsın."
"Seni merak ettim o yüzden."
Onları dinlerken Buğra ya sinir oluyordum. Zaten karakterlerimiz bile zıttı.
Annemin hayalindeki gibi bi evlattı.
Yani Zehra ancak onun gibi birinden hoşlanırdı.
Yoksa Zehra ondan etkilendi mi? Ama konuşurken gözlerini ondan kaçırıyordu.
Gerçi benimle de aynıydı.
"Uykun gelmedi mi Zehra. Dinlenmen lazım."
"Sen çıkarsan kuzen uyuyacak."
Dediğimle Buğra çok keskin bi bakış attı.
"Tamam kuzen çıkıyorum. İyi geceler Zehra."
Hala Zehra Zehra... Çık artık kardeşim ya.
"İyi geceler."
Gitti sonunda. Zehranın ağzını bi aramalıydım.
"Buğra da çok düşünceli."
"Evet öyle."
Ee çok konuşan kıza ne oldu.
"Yani senide hastaneye falan götürdü."
"Ne sormak istiyorsun Umut?"
Bu kız benim aklımı okuyordu. Güya ağzını arayacaktım. Hemen anladı.
"Kuzenimle aranız iyi galiba."
Güldü mü sanki? Ne anladı ki?
"Sonuçta dinimizde helalin olmayan erkekle ne kadar iyi olabilirsin.
Sadece bana yardım ettiği için ona minnettarım."
"Ohh iyiymiş. Yani aranız iyiymiş."
Bak yine güldü. Yok yok kesin yanlış anladı. Ah Umut eline yüzüne bulaştırdın.
"Ben artık uyusam."
Yatağına yatırdım. Battaniye alıp bende koltuğa uzandım. Bir süre sessizlik oldu.
"Bu gece yanımda olduğun için teşekkür ederim."
Cevap vermedim. Uyumuş gibi yaptım.
"Umut uyudun mu?"
"Uyudun galiba. Duymasan da iyi ki yanımdasın."
Merak etme duydum. Sen nedense artık benim için önemliydin.
Zehra uyuyunca benimde uykum gelmişti. Yarın erken kalkacaktık.
Nede olsa yarın önemli bi gündü..
Müəllif: Buket Emlik







