Ne kadar sarılırsan sarıl, bıraktığın an özlersin.
Sevmek ölmektir bence, ben de sevmiştim ölmeden önce.
Sonunda sen gelirsin diye, çok şeyin adı küçük yazıldı.
Dünyan öyle bir kararsın ki, seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun.
Ömrün olmak istiyorum seninle başlayıp seninle biten.
Ben, istemem öyle iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.
Rabbim! Eş diye yazmadığını, aşk diye çıkarma karşıma.
Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parçalayacak kadar asildir.
Bu şehri seviyorsam eğer içinde sen varsın bunun içindir.
İster yar ol, ister yara. Lütfun da başım üstüne kahrın da.
Sert rüzgarlar karanlık geceleri severmiş, aynen benim seni sevdiğim gibi.
Seni benim kadar sevenler, sana benim kadar hasret kalsın.
Sevgimiz yavaş yavaş süzülen çisil yağmur gibi ama ırmakları taşıran cinsten.
Dokunamayacak kadar uzak olsan da, sevebileceğim kadar yakınsın bana.
Ben senin sesini duyunca göğsümden bir güvercin sürüsü gökyüzüne havalanıyor.
Seni ne zaman unutacağımı sorma. Çünkü ne zaman öleceğimi bilmiyorum.
Ne bileyim be sevgilim, öyle güzel baktın ki gözlerime, sevmek değil ölmek geldi içimden.
Kahven şekerli olsun mu diye sordu. Karşımda sen varken ayıp olur dedim.
Utanırım, söyleyemem yasadığım yalnızlığı, kelimeler yetmiyor ki, bu mu sevda dedikleri.
Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır: Geçim giden zaman.
Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin şiirini yazamam yine de.
Görücü usulü bir aşk istiyorum. Gördükçe göresim gelsin, görmeyince ölesim.
Kalbimi sana emanet etsem korur musun? Dilimin ucundaki cennet, sevdamın sonundaki ‘ömrüm’ olur musun?
Sen gönlümün yüküsün omzumun değil. Sen canıma yarasın tenime değil. Yürekte taşınan sırta ağır mı gelir.
Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, Gözlerinin daldığı yerdeyim.
Gözlerin nehir, kirpiklerin köprü olsun, ben tam üzerinden geçerken ipler kopsun, düştüğüm o yer dudakların olsun.
Yaprak döken gençliğimin satir aralarında altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun bas harflerisin.
Bir gün bir rüzgar eserse oralara. Benim sana olan sevgimi fısıldarsa kulağına unutma sende bana bir tutam sevgi yolla.
Sonunda sen gelirsin diye, çok şeyin adı küçük yazıldı.
Dünyan öyle bir kararsın ki, seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun.
Ömrün olmak istiyorum seninle başlayıp seninle biten.
Ben, istemem öyle iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.
Rabbim! Eş diye yazmadığını, aşk diye çıkarma karşıma.
Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parçalayacak kadar asildir.
Bu şehri seviyorsam eğer içinde sen varsın bunun içindir.
İster yar ol, ister yara. Lütfun da başım üstüne kahrın da.
Sert rüzgarlar karanlık geceleri severmiş, aynen benim seni sevdiğim gibi.
Seni benim kadar sevenler, sana benim kadar hasret kalsın.
Sevgimiz yavaş yavaş süzülen çisil yağmur gibi ama ırmakları taşıran cinsten.
Dokunamayacak kadar uzak olsan da, sevebileceğim kadar yakınsın bana.
Ben senin sesini duyunca göğsümden bir güvercin sürüsü gökyüzüne havalanıyor.
Seni ne zaman unutacağımı sorma. Çünkü ne zaman öleceğimi bilmiyorum.
Ne bileyim be sevgilim, öyle güzel baktın ki gözlerime, sevmek değil ölmek geldi içimden.
Kahven şekerli olsun mu diye sordu. Karşımda sen varken ayıp olur dedim.
Utanırım, söyleyemem yasadığım yalnızlığı, kelimeler yetmiyor ki, bu mu sevda dedikleri.
Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır: Geçim giden zaman.
Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin şiirini yazamam yine de.
Görücü usulü bir aşk istiyorum. Gördükçe göresim gelsin, görmeyince ölesim.
Kalbimi sana emanet etsem korur musun? Dilimin ucundaki cennet, sevdamın sonundaki ‘ömrüm’ olur musun?
Sen gönlümün yüküsün omzumun değil. Sen canıma yarasın tenime değil. Yürekte taşınan sırta ağır mı gelir.
Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, Gözlerinin daldığı yerdeyim.
Gözlerin nehir, kirpiklerin köprü olsun, ben tam üzerinden geçerken ipler kopsun, düştüğüm o yer dudakların olsun.
Yaprak döken gençliğimin satir aralarında altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun bas harflerisin.
Bir gün bir rüzgar eserse oralara. Benim sana olan sevgimi fısıldarsa kulağına unutma sende bana bir tutam sevgi yolla.






