ice berg

ice berg Türkcə 13-12-2024, 23:00

Benim Koltuğumun da Bir Geçmişi Var

Benim Koltuğumun da Bir Geçmişi Var
Boşluğun üzerimize sindiğini hissederiz. Boşluğun kokusu, izi, sessiz yankısı… Boşluk, varlığın kendisi kadar güçlü bir yokluktur, denebilir mi? Ya da mekanın ve zamanın mahrum kaldığı varlık kırıntıları. Anlamın sustuğu, seslerin çekildiği ve zamanın askıya alındığı uzun ve derin bir iz. Bekleyişin durağan kıpırtısı, içinde kaybolan her şeyi yeniden doğurabilecek bir hiçlik, hayır belki de bir hiçlik değil, her şeyin mümkün olduğu bir alan. Sessizliğiyle bağıran, görünmezliğiyle var olan ve içinde kaybolanları hatırlatan bir kayıp an.

Kendimi güç bela evden dışarı atabildiğim bazı günler, şehrin kayıp ve kasvetli ara sokaklarına çeviriyorum yönümü. Sanki oralarda bir yerlerde keşfedilmeyi bekleyen bir Amerika varmış ve ben Kolomb’muşum gibi. Metruk binaların kırık camlarına, sıvası dökülmüş duvarlara, ayağımla ezdiğim izmarit çöplerine dikkatlice bakıyorum. Belki bir anda hapsolurum ve kayıp bir geçmişte kaybolurum diye. Onca çöp yığıntısının içinde neden küçük izmaritler mesela? Sonra bir şeyleri es geçtiğimin farkına varıp dikkatsizliğime şaşıyorum. Biliyorum ki o sokaklarda anın esintisi var ve hiçliğin esamesi orada okunmuyor. Bir andan bahsediyorsak eğer, hiçlik çekiliverir sözlük sayfalarından. Kendi tanımı için var olana ihtiyacı vardır çünkü. Varlık olmadan yokluktan bahsetmek, biraz eksik kalıyor sanki. Duyulmayan yankılar gibi, soluk renkler gibi, renksiz resimler gibi. Eksik bir şeyler var ama -çok dar bir sokaktayım, izmarit çöpleri yolumu tıkıyor- eksik olan ne, bilmiyorum.

Terk edilmiş odaların anı hapseden duvarlarına daldırıyor Iman Afsarian’ın fotoğrafları. Kayıp, eksik ve bir anda hapsolmuş izleri görüyor Afsarian, bizler de onun gözünden farklı anlara dalıyor, farklı geçmişlere konuk oluyoruz aniden. Terk edildiği anlaşılan bir evin herhangi bir odasında, duvara çıkmış eşya izleri belki bazen küf, bazen rutubetten bize varlığı hatırlatıyor. Geçmişin aslında o kadar da geçmişte kalmadığı, şu anda bile kalıntısıyla varlığını sürdürdüğü gerçeği çarpıyor yüzümüze.


“Geçmişin izleri” derler hep, mecazi bir söylemdir bu çoğu zaman. Ama Afsarian’ın fotoğrafları geçmişin izlerinin tam da somut hali olarak görünüyor bize. Eşyaların ruhları, duvardaki izleriyle yeniden hayat buluyor. Onları geride bırakan sahiplerine dair bir şeyler söylüyorlar bize. Gölgeler şeklen cisme bürünüyor, yarım kalmış bir hikayeyi tamamlıyor. Ve bazen temiz bir yüzeydeki ufak bir leke, son cümlenin noktası oluveriyor o öykünün. Sadece boşlukla değil, var olanın kendisiyle de birebir ilgili Afsarian. Durağan eşyaların canlı ruhlarını görüp, bazen sadece onları fotoğraflıyor. Bu bazen bir kapı oluyor, bazen pencere, aynalar, lambalar, sandalye, yatak ya da bir saat. Her bir eşyanın bir zamanlar onları kullanan sahiplerinden hikayeleri barındırdığını biliyor, bundan nostaljik bir lezzet buluyor. Belki de terk edilmişliğin, geride bırakılmışlığın, bir anda hapsolmanın acı hissine aşina, eşyalarla arasında kurduğu bağ da bundan kaynaklı. Sadece fotoğraflamakla da yetinmiyor ayrıca İranlı sanatçı. Resmediyor da. Yağlıboya ve akrilik gibi tekniklerini kullanarak geleneksel yöntemlere bağlı kalmayı seçiyor, resmin öznelerine yansıyan doğru ışığı en iyi şekilde resmetmeye özellikle dikkat ediyor. Resimlerinin ve fotoğraflarının genelindeki boşluk vurgusu yalnızca yokluk değil, aynı zamanda varlıkların geride bıraktığı izlerle dolu. Terk edilen bir evin duvarındaki rutubet izi, belki de orada en son nefes alan kişinin dokularıydı bir zamanlar. Tam da bu yüzden onun eserlerinde boşluğun sessiz çığlıkları, adeta zamanın ve mekânın kendini unutturduğu anlara işaret ediyor. Boşluk, yalnızca yokluk değil; varlığın da bir yankısı, bir uzantısı oluveriyor. Boşluğu böylesine anlamlı kılan şey, aslında onun varoluşun karşıtı değil, bir tamamlayıcısı oluşu. Tıpkı gölgeler gibi: ışık olmadan gölgeler var olamaz, ancak gölgeler de ışığın varlığını hatırlatır.
Ne zaman bu şehrin sokaklarında kaybolsam kendi boşluğumla yüzleşiyorum. Boşluk bana varlığımı hatırlatıyor, daha da kayboluyorum. Afsarian’ın terk edilmiş odaları gibi, aslında geçmişin şu ana nasıl sızdığını fark ediyorum. Terk edilen boş bir oda, aslında bir zamanlar dolu bir yaşamın izlerini taşıyor. Geçmişin kalıntıları, belki de o dar sokakta fark etmediğim, varoluşun ince dokusuna işlenmiştir, bilmiyorum.

Yolumu izmaritler tıkadı, kaçamıyorum.


Məlumat Saytda şərhləri oxumaq, şərh yazmaq, xəbər göndərmək üçün QEYDİYYATDAN keçməyiniz lazımdır.

Bəyən Sevgi Gülüş Şok Üzgün Əsəbi
334 372 426 337 332 365

Oxşar xəbərlər Digər trend xəbərləri

Məlumat Saytda şərhləri oxumaq, şərh yazmaq, xəbər göndərmək üçün QEYDİYYATDAN keçməyiniz lazımdır.

Məlumat Sizin rəyə rəy yazmaq 15 gündən sonra mümkündür.