1+1=11
Bir olmak, birbirinin içinde eriyip adını kaybetmek değildir.
Bir olmak, iki ayrı ateşin yan yana durup gökyüzünü aydınlatmasıdır. Sen kendi alevinle yanarsın, ben kendi alevimle. Birbirimizi söndürmeden, gölgelemeden, aksine daha çok yakarak.
Sen “sen” olarak varsın; hayallerinle, yaralarınla, kahkahalarınla. Ben “ben” olarak varım; yolumla, rengimle, düşlerimle. Birbirimize karıştığımızda hiç kimse yok olmaz. Aksine, yan yana geldiğimizde aramızda bambaşka bir şey doğar: “Biz”.
Bu “biz”, ne seni benden alır ne beni senden. Bu “biz”, iki ayrı varlığın birbirini yok etmeden tamamladığı, birlikte büyüdüğü, birlikte parladığı üçüncü bir ruhtur.
Gerçek bağ budur: Kendinden vazgeçmeden bir başkasıyla büyümek. Birinin gölgesinde sönmek değil, birinin ışığıyla daha da parlamak. Sen benim güneşimsin, ama ben de kendi yıldızım. Yan yana durduğumuz an, dünya bir nebze daha aydınlanır.







